HZ. İSHÂK (A.S)
Hz. İshak (a.s), Hz. İbrahim (a.s)’ın ikinci, eşi Hz. Sâre (r.a.a) validemizin ise ilk oğludur. Hatırlayacağınız gibi Hz. İbrahim (a.s)’ın eşi Hz. Sâre (r.a.a) validemizin çocuğu olmuyordu. Bundan dolayı da Hz. İbrahim (a.s)’ın çocuk hasretini sona erdirmek için kendi cariyesi olan Hz. Hacer (r.a.a) validemizi Hz. İbrahim (a.s)’a hediye etti. Hz. Hacer (r.a.a) validemizin Hz. İbrahim (a.s)’dan çocuğu (Hz. İsmail (a.s) olunca önceleri çok ama çok sevinmişti. Ama daha sonraları Hz. Sâre (r.a.a) validemizde, Hz. Hacer (r.a.a) validemize karşı içinde bastıramadığı ve önünü alamadığı bir kıskaçlık meydana geldi. Ne yaptıysa kıskançlığını bir türlü dindiremedi. Sonunda Hz. Hacer (r.a.a) validemizin oğlu ile birlikte oradan ayrılmasını çözüm olarak gördü. Durumunu eşi Hz. İbrahim (a.s)’a anlattı. O, da vahyin hikmeti gereği Hz. Hacer (r.a.a) validemizi oğlu ile birlikte Mekkeye götürdü.
Hz. Hacer (r.a.a) validemiz oğlu Hz. İsmail (a.s) ile birlikte oradan uzaklaşıp da Mekkeye yerleşince hem kendi durumuna hem de eşi Hz. İbrahim (a.s)’ın durumuna çok üzülmeye başladı. Eşi Hz. İbrahim (a.s)’a Hz. Hacer (r.a.a) ve oğlu Hz. İsmail (a.s)’a haksızlık yaptığını düşünüyordu. Oysa bütün bunları isteyerek yapmamıştı. Kıskançlığın kendisine daha kötü bir şey yaptırmasından korkuyordu. Rabbinden kendisini ve eşi Hz. İbrahim (a.s)’ı teselli edecek biş şey vermesini istiyordu. Her gün bunun için dua ediyordu. Kendi yaşı 90 eşi Hz. İbrahim (a.s)’ın yaşı ise 120 civarındaydı. (Hâkim, Müstedrek: 11/556) Rabbinin kendisini teselli etmesi için ona bir çocuk vereceğini aklının ucundan bile geçirmiyordu. O, Rabbinden teselli olabilecekleri herhangi bir şey istiyordu. Bir şey olsun ama onunla her ikisi de teselli olabilsinler.
Bir gün Hz. Sâre (r.a.a) validemiz ve eşi Hz. İbrahim (a.s) birlikte evde oturuyorlardı. Kapı vuruldu. Tak. Tak. Tak. Hz. İbrahim (a.s) kapıyı açtı. Kapının önünde daha önceleri hiç görmedikleri iyi ve temiz giyimli birkaç kişi duruyordu. Kendileri uzak bir yerden gelmiş olmalıydılar ama hiç üzerlerinde uzak bir yoldan geldiklerine dair bir işaret yoktu. Yorgun da gözükmüyorlardı. Uzaklardan gelmişlerdi. Çünkü bu civarda oturuyor olsalardı mutlaka onları tanırlardı. Hadi uzaktan gelsinlerdi ama üstleri başları tertemizdi. Elbiseleri tozlu bile değildi. Bir gariplik vardı ama neydi çözememişlerdi. Hz. İbrahim (a.s) hemen onları eve buyur etti. Uzaktan veya yakından. Ne fark edecekti ki misafir misafirdir. Misafirleri başköşeye oturttu ve hemen kendisi ve eşi misafirler için sofra kumaya koyuldular. Hz. İbrahim (a.s) seri bir şekilde misafirler için bir buzak kesti. Pişirdiler ve misafirlerin önüne servis yaptılar. Ama o da ne! Misafirler, ellerini yemeğe uzatmıyorlardı. Herhalde utanıyorlardı… Hz. İbrahim (a.s) ve eşi Hz. Sâre (r.a.) validemiz misafirlere israr ettiler. Ama nafile… Misafirler yemek yemiyorladı. Hz. İbrahim (a.s) ve eşi Hz. Sâre (r.a.) validemiz misafirlerden korkmaya başkadılar. Zaten bir gariplik sezmişlerdi. Ama bir anlam verememişlerdi… Şimdi deyemek yemiyorlardı. Kimdi bunlar? Neden bir gariplik vardı kendilerinde? Niçin kendilerine ikrâm edilen yemeğe ellerini bile uzatmamışlardı? Misafirler, ev sahiplerinin kendilerinden korkup, çekindiklerini görünce onları teskin ettiler ve kendilerine çok sevinecekleri bir müjde verdiler. Bir çocukları olacaklarını söylediler. Müjdeyi verdiklerinde Hz. Sâre (r.a.a) validemiz de yanlarındaydı. Sevinçten bir çığlık attı. Gelin bunları birde yüce kitabımız Kuran-ı Kerimden dinleyelim:
“Andolsun, elçilerimiz (melekler), İbrahim’e müjde getirip “Selâm sana!” dediler. O, “Size de selâm” dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte gecikmedi.” (Hûd suresi: 69. Ayet)
“Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içinde bir korku duydu. Dediler ki: “Korkma, çünkü biz Lût kavmine gönderildik.” (Hûd suresi: 70. Ayet)
“İbrahim’in karısı ayakta idi. (Bu sözleri duyunca) güldü. Ona da İshak’ı müjdeledik; İshak’ın arkasından da Yakûb’u.” (Hûd suresi: 71. Ayet)
“Karısı, “Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı ve bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Gerçekten bu çok şaşılacak bir şey!” dedi. (Hûd suresi: 72. Ayet)
“Melekler, “Allah’ın emrine mi şaşıyorsun? Allah’ın rahmeti ve bereketi size olsun ey (peygamber ocağının) ev halkı! Şüphesiz O övülmeye layıktır, şanı yücedir.” dediler. (Hûd suresi: 73. Ayet)
Hz. İshak (a.s), Uzun boylu, kara gözlü, buğday benizli, yüzü güzel, konuşması düzgün, saçı, sakalı bembeyazdı. Siret ve sureti babası Hz. İbrahim (a.s)’a çok benziyordu. (Hâkim, Müstedrek: 11/557)
Hz. İshak (a.s)’ın Hz. Yakub (a.s) ve “Ays” adında iki oğlu olmuştur. Hz. Yakub (a.s) güzel yüzlü, düzgün ve akıcı konuşan, zarif ve güzel bir insandı. “Ays”, Rumların yaşadığı bölgede ikamet etmişti. (Hâkim, Müstedrek: 11/557)
Hz. İshak (a.s) babası Hz. İbrahim (a.s)’ın vefatından sonra Şam bölgesine peygamber olarak vazifelendirilmiş, Allah’u Teâlâ onu seçkin ve hayırlı bir insan eylemiştir. Hz İshak (a.s) Kuran-ı Kerimde adından övgüyle bahsedilen bir peygamberdir:
“(Ey Muhammed!) Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim’i, İshak’ı ve Yakub’u da an.” (Sâd suresi: 45. Ayet)
“Şüphesiz biz onları, ahiret yurdunu düşünme özelliği ile (temizleyip) ihlâslı kimseler kıldık.” (Sâd suresi: 46. Ayet)
“Şüphesiz onlar, bizim katımızda hayırlı, seçkin kimselerdendir.” (Sâd suresi: 47. Ayet)
“Biz onu salihlerden bir peygamber olarak İshak ile de müjdeledik.” (Sâffât suresi: 112. Ayet)
“Onu da İshak’ı da uğurlu kıldık. Her ikisinin nesillerinden iyilik yapanlar da vardı, kendine apaçık zulmedenler de.” (Sâffât suresi: 113. Ayet)
Hz. İshak (a.s) tarihçilerin rivayetlerine göre yüzaltmış yaşlarında Filistin’in Kudüs şehri yakınlarında vefat etmiş, babası Hz. İbrahim (a.s)’ın “Mezra”daki kabrinin yanına defnedilmiştir. (İbnu’l-Esîr el-Kâmil fi’t- Tarih: 1/127; Abdullah Yücel, Şamil İslam Ansiklopedisi: 3/178.)
Hz İshak (a.s)’ın ismi Kuran-ı Kerimde 17 Ayet-i Kerimede geçmektedir:
1-) “Yoksa siz Yakub’un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, “Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?” dediği, onların da, “Senin ilahına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilahı olan tek bir ilâha ibadet edeceğiz; bizler ona boyun eğmiş müslümanlarız.” dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz?” (Bakara Suresi: 133. Ayet)
2-) “Deyin ki: “Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz.” (Bakara Suresi: 136. Ayet)
3-) “İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakub ile Yakuboğulları da yahudi, ya da hıristiyan idiler” mi diyorsunuz? De ki: “Sizler mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?” Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.” (Bakara Suresi: 140. Ayet)
4-) “De ki: “Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a) İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ’ya, İsa’ya ve peygamberlere Rablerinden verilene inandık. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. Biz ona teslim olanlarız.” (Âl-i İmran Suresi: 84. Ayet)
5-) “Biz Nûh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, torunlarına, İsa’ya, Eyyüb’e, Yûnus’a, Hârûn’a ve Süleyman’a da vahyetmiştik. Davûd’a da Zebûr vermiştik.” (Nisâ Sûresi: 163. Ayet)
6-) “Biz ona İshak’ı ve Yakub’u armağan ettik. Hepsini hidayete erdirdik. Daha önce Nûh’u da hidayete erdirmiştik. Zürriyetinden Dâvud’u, Süleyman’ı, Eyyub’u, Yûsuf’u, Mûsâ’yı ve Hârûn’u da. İyilik yapanları işte böyle mükâfatlandırırız.” (En’âm Suresi: 84. Ayet)
7- 8- ) “İbrahim’in karısı ayakta idi. (Bu sözleri duyunca) güldü. Ona da İshak’ı müjdeledik; İshak’ın arkasından da Yakûb’u.” (Hûd Sûresi: 71. Ayet)
9-) “İşte Rabbin seni böylece seçecek, sana (rüyada görülen) olayların yorumunu öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak’a nimetlerini tamamladığı gibi sana ve Yakub soyuna da tamamlayacaktır. Şüphesiz Rabbin hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Yusuf Suresi: 6. Ayet)
10-) “Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub’un dinine uydum. Bizim Allah’a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz. Bu, bize ve insanlara Allah’ın bir lütfudur, fakat insanların çoğu şükretmezler.” (Yusuf Suresi: 38. Ayet)
11-) “Hamd, iyice yaşlanmış iken bana İsmail’i ve İshak’ı veren Allah’a mahsustur. Şüphesiz Rabbim duayı işitendir.” (İbrahim Suresi: 39. Ayet)
12-) “İbrahim, onları da onların taptıklarını da terk edince ona İshak ile Yakub’u bağışladık ve her birini peygamber yaptık.” (Meryem Suresi: 49. Ayet)
13-) “Ona İshak’ı ve ayrıca da Yakub’u bağışladık ve her birini salih kimseler yaptık.” (Enbiyâ Suresi: 72. Ayet)
14-) “O’na (İbrahim’e) İshak’ı ve Yakub’u bahşettik. Onun soyundan gelenlere peygamberlik ve kitab verdik. Ayrıca ona dünyada mükâfatını da verdik. Şüphesiz o, ahirette de salih kimselerdendir.” (Ankebût Suresi: 27. Ayet)
15-) “Biz onu salihlerden bir peygamber olarak İshak ile de müjdeledik.” (Sâffât Suresi: 112. Ayet)
16-) “Onu da İshak’ı da uğurlu kıldık. Her ikisinin nesillerinden iyilik yapanlar da vardı, kendine apaçık zulmedenler de.” (Sâffât Suresi: 113. Ayet)
17-) “(Ey Muhammed!) Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim’i, İshak’ı ve Yakub’u da an.” (Sâd Suresi: 45. Ayet)
HZ. İSHAK (A.S)İLE İLGİLİ AYET-İ KERİMELER:
BAKARA SURESİ:
“Yoksa siz Yakub’un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, “Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?” dediği, onların da, “Senin ilahına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilahı olan tek bir ilâha ibadet edeceğiz; bizler ona boyun eğmiş müslümanlarız.” dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz?” (Bakara Suresi: 133. Ayet)
“Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz.” (Bakara Suresi: 134. Ayet)
“(Yahudiler) “Yahudi olun” ve (Hıristiyanlar da) “Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” dediler. De ki: “Hayır, hakka yönelen İbrahim’in dinine uyarız. O, Allah’a ortak koşanlardan değildi.” (Bakara Suresi: 135. Ayet)
“Deyin ki: “Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz.” (Bakara Suresi: 136. Ayet)
“İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakub ile Yakuboğulları da yahudi, ya da hıristiyan idiler” mi diyorsunuz? De ki: “Sizler mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?” Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.” (Bakara Suresi: 140. Ayet)
ÂL-İ İMRAN SURESİ:
“De ki: “Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a) İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ’ya, İsa’ya ve peygamberlere Rablerinden verilene inandık. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. Biz ona teslim olanlarız.” (Âl-i İmran Suresi: 84. Ayet)
NİSÂ SURESİ:
“Biz Nûh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, torunlarına, İsa’ya, Eyyüb’e, Yûnus’a, Hârûn’a ve Süleyman’a da vahyetmiştik. Davûd’a da Zebûr vermiştik.” (Nisâ Sûresi: 163. Ayet)
EN’ÂM SURESİ:
“Biz ona İshak’ı ve Yakub’u armağan ettik. Hepsini hidayete erdirdik. Daha önce Nûh’u da hidayete erdirmiştik. Zürriyetinden Dâvud’u, Süleyman’ı, Eyyub’u, Yûsuf’u, Mûsâ’yı ve Hârûn’u da. İyilik yapanları işte böyle mükâfatlandırırız.” (En’âm Suresi: 84. Ayet)
HÛD SURESİ:
“Andolsun, elçilerimiz (melekler), İbrahim’e müjde getirip “Selâm sana!” dediler. O, “Size de selâm” dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte gecikmedi.” (Hûd Sûresi: 69. Ayet)
“Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içinde bir korku duydu. Dediler ki: “Korkma, çünkü biz Lût kavmine gönderildik.” (Hûd Sûresi: 70. Ayet)
“İbrahim’in karısı ayakta idi. (Bu sözleri duyunca) güldü. Ona da İshak’ı müjdeledik; İshak’ın arkasından da Yakûb’u.” (Hûd Sûresi: 71. Ayet)
“Karısı, “Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı ve bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Gerçekten bu çok şaşılacak bir şey!” dedi.” (Hûd Sûresi: 72. Ayet)
“Melekler, “Allah’ın emrine mi şaşıyorsun? Allah’ın rahmeti ve bereketi size olsun ey (peygamber ocağının) ev halkı! Şüphesiz O övülmeye layıktır, şanı yücedir.” dediler.” (Hûd Sûresi: 73. Ayet)
YUSUF SURESİ:
“İşte Rabbin seni böylece seçecek, sana (rüyada görülen) olayların yorumunu öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak’a nimetlerini tamamladığı gibi sana ve Yakub soyuna da tamamlayacaktır. Şüphesiz Rabbin hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Yusuf Suresi: 6. Ayet)
“Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub’un dinine uydum. Bizim Allah’a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz. Bu, bize ve insanlara Allah’ın bir lütfudur, fakat insanların çoğu şükretmezler.” (Yusuf Suresi: 38. Ayet)
İBRAHİM SURESİ:
“Hamd, iyice yaşlanmış iken bana İsmail’i ve İshak’ı veren Allah’a mahsustur. Şüphesiz Rabbim duayı işitendir.” (İbrahim Suresi: 39. Ayet)
HÎCR SURESİ:
“Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver.” (Hicr Suresi: 51. Ayet)
“Hani misafirler İbrahim’in yanına girmiş ve “Selam” demişlerdi. O da, “Gerçekten biz sizden korkuyoruz” demişti.” (Hicr Suresi: 52. Ayet)
“(Onlar, “Korkma, biz sana bilgin bir oğul (İshak’ı) müjdeliyoruz” dediler.” (Hicr Suresi: 53. Ayet)
“İbrahim, “Bana yaşlılık gelip çatmış iken beni mi müjdeliyorsunuz? Bana neyi müjdeliyorsunuz?” dedi.” (Hicr Suresi: 54. Ayet)
“Biz sana gerçeği müjdeledik. Sakın ümitsizlerden olma” dediler.” (Hicr Suresi: 55. Ayet)
MERYEM SURESİ:
“İbrahim, onları da onların taptıklarını da terk edince ona İshak ile Yakub’u bağışladık ve her birini peygamber yaptık.” (Meryem Suresi: 49. Ayet)
“Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onlar için yüce bir doğruluk dili var ettik (güzel bir söz ile anılmalarını temin ettik)” (Meryem Suresi: 50. Ayet)
ENBİYÂ SURESİ:
“Ona İshak’ı ve ayrıca da Yakub’u bağışladık ve her birini salih kimseler yaptık.” (Enbiyâ Suresi: 72. Ayet)
“Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namazı dosdoğru kılmayı, zekâtı vermeyi vahyettik. Onlar sadece bize ibadet eden kimselerdi.” (Enbiyâ Suresi: 73. Ayet)
ANKEBÛT SURESİ:
“O’na (İbrahim’e) İshak’ı ve Yakub’u bahşettik. Onun soyundan gelenlere peygamberlik ve kitab verdik. Ayrıca ona dünyada mükâfatını da verdik. Şüphesiz o, ahirette de salih kimselerdendir.” (Ankebût Suresi: 27. Ayet)
SÂFFÂT SURESİ:
“Biz onu salihlerden bir peygamber olarak İshak ile de müjdeledik.” (Sâffât Suresi: 112. Ayet)
“Onu da İshak’ı da uğurlu kıldık. Her ikisinin nesillerinden iyilik yapanlar da vardı, kendine apaçık zulmedenler de.” (Sâffât Suresi: 113. Ayet)
SÂD SURESİ:
“(Ey Muhammed!) Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim’i, İshak’ı ve Yakub’u da an.” (Sâd Suresi: 45. Ayet)
“Şüphesiz biz onları, ahiret yurdunu düşünme özelliği ile (temizleyip) ihlâslı kimseler kıldık.” (Sâd Suresi: 46. Ayet)
“Şüphesiz onlar, bizim katımızda hayırlı, seçkin kimselerdendir.” (Sâd Suresi: 47. Ayet)
ZÂRİYÂT SURESİ:
“(Ey Muhammed!) İbrahim’in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi?” (Zâriyât Suresi: 24. Ayet)
“Hani onlar, İbrahim’in yanına varmışlar ve “Selâm olsun sana!” demişlerdi. O da “Size de selâm olsun.” demiş, “Bunlar tanınmamış (yabancı) kimseler” (diye düşünmüştü).” (Zâriyât Suresi: 25. Ayet)
“Hissettirmeden ailesinin yanına gidip, (pişirilmiş) semiz bir buzağı getirdi.” (Zâriyât Suresi: 26. Ayet)
“Onu önlerine koydu. “Yemez misiniz?” dedi.” (Zâriyât Suresi: 27. Ayet)
“(Yemediklerini görünce) onlardan İbrahim’in içine bir korku düştü. Onlar, “korkma” dediler ve onu bilgin bir oğul (İshak) ile müjdelediler.” (Zâriyât Suresi: 28. Ayet)
“Bunun üzerine karısı bir çığlık kopararak yönelip elini yüzüne vurdu. “Ben kısır bir kocakarıyım (nasıl çocuğum olabilir?)” dedi.” (Zâriyât Suresi: 29. Ayet)
“Onlar dediler ki: “Rabbin böyle buyurdu. Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.” (Zâriyât Suresi: 30. Ayet)